Başlıkta yer alan soruyu yanlış sorduğumu düşünmüş olabilirsiniz; zira ezberlerimiz doktorların Türkiye'den ayrıldığını bize söylüyordu. Türkiye’de doktor göçü konuşulurken çoğu zaman aynı dar cümle tekrarlanıyor: Doktorlar Türkiye’den ayrılıyor. Sanki dünyanın geri kalanında bütün doktorlar kendi sağlık sistemlerinden memnun, yalnızca bizim doktorlar bavul hazırlıyormuş gibi bir algıda hareket ediliyor. Oysa bu okuma hem eksik hem de yanıltıcıdır. Özellikle yurtdışında bir süre yaşamaya başlayınca şunu gördüm; küresel bir dünyada, pekçok alanda sosyoloji aslında benzeşiyor lakin bu gerçeklik çoğu zaman göz ardı ediliyor.
Aslında gerçek şu: doktor göçü artık tek bir ülkenin değil, küresel sağlık emek piyasasının yapısal gerçeğidir. Doktorlar tüm dünyada daha iyi ücret, daha güvenli çalışma koşulları, daha öngörülebilir kariyer, daha az bürokrasi, daha makul iş yükü ve daha insani bir hayat dengesi için hareket ediyor. Elbette Türkiye’de doktorların diğer meslek grupları gibi sorunları olabilir ve bunlar mutlaka konuşulmalıdır. Ancak dünyada yaşanan çok katmanlı bir hareketliliği yalnızca Türkiye’ye özgü bir "çöküş hikâyesi” gibi anlatmak, meseleyi açıklamaktan uzak bir yaklaşımdır.
Frankfurt’tan bakınca görünen tablo daha geniştir. Almanya doktor çekiyor, ama aynı zamanda "ciddi bir oranda” doktor da kaybediyor. Almanya’nın doktor nüfusu yaşlanıyor. Alman sağlık sistemi "göçmen doktor” emeğine giderek daha fazla bağımlı hale geliyor. Alman doktorlar da daha iyi çalışma koşulları için başka ülkelere yöneliyor. Yani mesele sadece "Türk doktorlar Almanya’ya gidiyor” meselesi değildir. Mesele daha büyüktür: Sağlık sistemleri artık yalnızca teknoloji ve bütçe ile değil, insan kaynağını elde tutma kapasitesiyle de yarışıyor.
Yazının tamamını okumak için tıklayın